Ana Sayfa Sektörden SöyleşilerDeniz Oranlı Kara MİDEA SDA İzmir Fabrikası Genel Müdürü ile Söyleşi

Deniz Oranlı Kara MİDEA SDA İzmir Fabrikası Genel Müdürü ile Söyleşi

yazar Serkan
47 görünümler

Sizi tanıyabilir miyiz? Yeni görev tanımı ve sorumluluklarınızı öğrenebilir miyiz?

Endüstri Mühendisliği mezunuyum. Kariyerimin ilk yıllarında, 2006 yılında Teka’da genç bir mühendis olarak göreve başladım. Üretim, tedarik zinciri, planlama gibi farklı departmanlarda yöneticilik deneyiminin ardından 2022 yılında Fabrika Direktörü olarak atandım. Yaklaşık 4 yıl bu görevi sürdürdüm. Ekim 2025 itibarıyla ise Midea SDA İzmir Fabrikası Genel Müdürü olarak görev yapmaya başladım.

Firmanıza ve yaptığı çalışmalara ilişkin bilgi verir misiniz?

2003 yılında İzmir Ege Serbest Bölgesi’nde kurulan üretim tesisimiz 24.000 m² alan üzerinde faaliyet gösteriyor. Tesisin 11.500 m²’si kapalı alandan oluşuyor. Montajın dışında, sac işleme hatları, kaynak hatları, cam silikon yapıştırma tesisi ve boyahane gibi farklı üretim proseslerini entegre şekilde bünyesinde barındıran Midea SDA İzmir Fabrikası’nda yaklaşık 250 kişi çalışıyor.  Üretim tesisimizde ankastre ürün olarak gazlı ocak, vitro seramik ocak, indüksiyonlu ocaklar, gazlı ve elektrikli fırınlar üretiliyor. Tesis, yeniliğe açık yapısı, sürekli iyileştirme anlayışı ve teknolojiyi üretim süreçlerine entegre etme yaklaşımıyla grubun en gözde fabrikaları arasında bulunuyor.  Yıllık 2 milyon adetlik bir üretim kapasitesine sahip üretim tesisimizden 5 kıtaya da ihracat yapıyoruz. Tesis, bünyesinde yer alan sac işleme hatları, boya, kaynak ve cam silikonlama gibi bütün ön üretim proseslerine sahip olmasından dolayı ankastre ürünlerinin bütününü üretebilme yeteneğine sahip. Bu özelliğiyle de grubun diğer üretim tesislerinden ayrışıyor.                               

İhracat oranlarınızdan ve en çok hangi ülkeye ihracat yaptığınızdan söz eder misiniz?

Gerçekleştirdiğimiz üretimin %85’ini yurtdışına ihraç ediyoruz. En büyük müşterimiz Midea Grup markalarından Teka. İhracat tarafında en büyük 3 pazarımızı İspanya, Portekiz ve Meksika olarak söylemek mümkün. İstanbul’daki satış şirketimizde tüm Teka ürünlerinin, sorumlu olduğumuz bölgede satışını yönetiyor ve bu anlamda baktığımızda Gürcistan, Katar, Ürdün ve Irak en önemli pazarlarımız olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın İngiltere dahil tüm ülkeleri; Asya’da Rusya & Türki Cumhuriyetler, Tayland, Vietnam; Ortadoğu’da Katar, S. Arabistan, BAE, Irak, Lübnan, Ürdün; Amerika kıtasında ABD, Meksika, Ekvador, Şili ve Avustralya Türkiye’deki tesislerimizde üretilen ürünlerin ulaştığı pazarlar. OEM tarafında ise Fransa, İtalya ve Amerika ihracat yaptığımız pazarlardan en önemlileri.

Yeni yatırım ve Ar-Ge’ye yönelik çalışmalarınıza ilişkin bilgi alabilir miyiz?

Midea SDA İzmir Fabrikası, üretimle Ar-Ge’yi entegre bir yapı içinde yürüten bir yapıya sahip. Biz de Ar-Ge çalışmalarımızda, doğrudan kullanıcı deneyimini geliştirmeye ve pazardaki değişen beklentilere yanıt vermeye odaklanıyoruz. Tesislerimizde ve Ar-Ge merkezlerinde yürütülen çalışmaların odağında kullanıcı odaklı yeni pişirme fonksiyonları, enerji optimizasyonu, kullanıcı dostu arayüzler ve çevreye duyarlı çözümler yer alıyor.

MİDEA birleşmesi sonrasında, firmanızda nasıl değişiklikler farkediyorsunuz?

Nisan ayında resmileşen birleşmeyle, Teka markasının küresel rekabet gücünün daha da arttırılması ve markanın yeni ürün kategorilerinde, yeni pazarlarda hızlı bir genişleme fırsatı yakalaması hedefleniyordu. Satın almanın ardından Dünyanın en büyük 3 beyaz eşya üreticisinden biri olan Midea Grubu’nun teknoloji alanındaki küresel liderliği ve üretim ölçeğiyle, Teka’nın yüzyıllık marka mirası ve Avrupa, Asya ve Latin Amerika’daki güçlü varlığı birleştirilerek bir sinerji yaratıldı.

Birleşme sonrasında Teka markasıyla Türkiye’de çok güçlü bir büyüme hedefi ile ilerleyeceğiz. Bu yılki önceliklerimiz, ürün gamımızı genişletmek ve satış kanalımızı yeniden yapılandırmak ve çeşitlendirmek olacak. Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, bu yılki ciromuzu geçen yıla oranla %50’nin üzerinde arttırmayı hedefliyoruz.

Birleşmenin hem üretim hem perakende tarafında, ilave yatırımlarla önemli yansımaları olacak. Önceliğimiz fabrikamızın kapasitesini ve verimliliğini arttırma yönünde. Bu doğrultuda yoğun çalışmalarımız devam ediyor. Toplam ihracatımızı 2028 yılına kadar en az 2 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Yeni ürünler de bu dönemde radarımızda olacak.

2025 2. yarı ve 2026 yılı için öngörüleriniz ve gördüğünüz risk unsurları nelerdir?

Türkiye, özellikle Avrupa pazarına hizmet eden markalar için önemli bir üretim üssü konumunda, Türkiye’de bulunan yan sanayi ve komponent tedarikçileri sayesinde hem rekabetçi fiyatlara hem de yüksek kaliteye erişebiliyoruz. Özellikle emaye, cam, metal işleme, kablo, motor ve komponent üreticileri bakımından Türkiye bir üretim lokasyonu olarak ciddi bir avantaj sunuyor.

Türkiye beyaz eşya-ankastre pazarı ise hem hane sayısındaki artış hem de yenileme etkisiyle oldukça dinamik bir yapıya sahip. Hane sayısının önümüzdeki 3 yılda çift haneli büyüyerek 30 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Beyaz eşya sanayi için büyük önem taşıyan inşaat sektöründe önümüzdeki dönemde bir canlanma olmasını bekliyoruz. Bunun da sektöre önemli bir olumlu etkisi olacaktır.

Öte yandan Türkiye’de beyaz eşya sektöründe küresel pazarlardaki daralmaya bağlı olarak ihracat düşüşü yaşanıyor. İç pazar ise 2024 yılı ilk yarısına kadar bu düşüşü telafi edecek şekilde büyümesini sürdürmüş ancak yaşanan ekonomik gelişmeler, yüksek faiz oranları ve buna bağlı yaşanan talep daralmasıyla birlikte yavaşlamaya başladı. İç ve dış pazar dengesini beyaz eşya sanayinde sürdürülebilirliğin anahtarı olarak değerlendirebiliriz. Tüketicinin alım gücünü ve ihracat rekabetçiliğimizi koruyacak yaklaşımlar, sektörümüzün büyümesine destek olacaktır.

Sanayi 4.0’ın Türkiye gelişimini nasıl görüyorsunuz? Dijitalleşmeye ilişkin çalışmalarınız, tedbirleriniz var mı?

Dijitalleşme ve endüstri 4.0 projelerimizin temelinde 5 ana hedef bulunuyor. Bunlar, verimliliği arttırmak, veriye dayalı karar alabilmek, müşteri deneyimini geliştirmek, çevik ve entegre yapılar kurmak ve siber güvenliğimizi güçlendirmek olarak sıralanıyor. Bu çerçevede içinde bulunduğumuz dönemde iş zekası ve farklı ERP entegrasyonlarının yanı sıra ofis dışı çalışma, no-code programlama, sanal santral ve mobil imza gibi farklı alanlardaki dijitalleşme çalışmalarımız ana odağımızda bulunuyor.

5 ana hedeften ilki verimliliği arttırmak. Bu alanda iş süreçlerini dijital araçlarla optimize ederek zaman ve maliyet tasarrufu sağlamayı amaçlıyoruz. İkincisi, veriye dayalı karar almak. Bu konuda gerçek zamanlı veri analitiği ile daha hızlı ve isabetli karar mekanizmaları oluşturmaya odaklanıyoruz. Bir diğer hedefimiz, müşteri deneyimini geliştirmek. Buradaki odağımız dijital platformlar üzerinden kişiselleştirilmiş ve kesintisiz bir hizmet sunmak. Dördüncüsü, çevik ve entegre yapılar kurmak. Bu alanda farklı sistemlerin entegrasyonunu sağlayarak daha esnek ve uyumlu bir dijital altyapı oluşturmayı amaçlıyoruz. Hedeflerimizden sonuncusu ise siber güvenliği güçlendirmek. Çünkü dijital dönüşüm sürecimizde veri güvenliği ve gizliliğini en üst seviyede korumayı hedefliyoruz.

Sürdürülebilirlik ve karbon takibi yükümlülüklerine ilişkin yaptığınız çalışmalar nelerdir?

Midea SDA İzmir Fabrikası olarak, 17 tane olan BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından Kadın İstihdamını arttırmak, Sorumlu Üretim ve Tüketim ve İklim Eylemi’ni odağımıza alıyoruz. Bu kapsamda üretim süreçlerimizde “Sorumlu Üretim ve Tüketim” yaklaşımını benimseyerek, kaynakları bilinçli kullanmayı ve çevresel etkileri en aza indirmeyi hedefliyoruz. Tesisimizde kullanılan elektrik enerjisinin tamamı için IREC sertifikası alınarak %100 yenilenebilir enerji kullanımı sağlıyoruz. Ürünlerimizin enerji tüketimini azaltmaya yönelik tasarımlar yapıyor, çevreye etkisi en düşük olan hammaddeler tercih etmeye özen gösteriyoruz. Bu kapsamda, ROHS ve REACH uygunluk belgelerine sahip malzemeler kullanıyoruz. Enerji verimliliği sınıflarına uygun tasarımlarla karbon ayak izini düşürmeye katkı sağlıyoruz. Lojistik süreçlerimizde taşıma verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya yönelik iyileştirmeler yapıyoruz. Ayrıca, ürün ambalajlarında yaptığımız iyileştirmelerle geri dönüşümü arttırmayı, kaynak kullanımını azaltmayı hedefliyoruz.

Öte yandan cinsiyet eşitliği tarafında da çalışmalar yapıyoruz. Kadın çalışanlarımız her kademede önemli bir yere sahip. Örnek vermek gerekirse, C Level yönetimimizde 3 kişiden biri, fabrikamızdaki yönetim ekibimizin de %40’ı kadınlardan oluşuyor. Son yıllarda mavi yakalı çalışanlarımızda da kadınların varlığını arttırmaya öncelik veriyoruz.

Yerlileşme ve ürün stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Tedariklerinizde TR yerlilik oranı nedir?

Türkiye özellikle Avrupa pazarına hizmet eden markalar için önemli bir üretim üssü konumunda, Türkiye’de bulunan yan sanayi ve komponent tedarikçileri sayesinde hem rekabetçi fiyatlara hem de yüksek kaliteye erişebiliyoruz. Özellikle emaye, cam, metal işleme, kablo, motor ve komponent üreticileri bakımından Türkiye bir üretim lokasyonu olarak ciddi bir avantaj sunuyor. Yurt içinden yaptığımız alımları son 3 yılda %50 oranında arttırdık, bu artışı önümüzdeki dönemde de sürdürmek istiyoruz. Karbon çelik, paslanmaz çelik, şekillendirilmiş saç ve plastik parçalar, kablo, dokümantasyon ve paketleme malzemeleri yurt içinden tedarik ettiğimiz ürünlerin başında geliyor.

BEYSAD’a ilişkin görüş ve öneriniz ya da BEYSAD vesilesi ise tedarikçilerinize aktarmak istediklerinizi de paylaşmanızdan mutlu oluruz.

BEYSAD, beyaz eşya sektörünün sürdürülebilir büyümesinde kritik bir role sahip. Çünkü üreticilerle yan sanayi arasında köprü kuran, ortak aklı ve iş birliğini güçlendiren bir ekosistemi temsil ediyor. Sektöre yön veren gelişmelere katkı sağlayan ve tüm sektörün rekabet gücünü artırmayı hedefleyen çalışmalarının artarak sürmesini diliyorum.