• Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

    Get Adobe Flash player

 
Etkinlikler
Sabaf CEO Alberto Bartoli ile söyleşi (Eylül 2013)

Değerli BEYSAD Okurlarımız;

Bu sayımızda farklı bir röportaj ile karşınızda olabilmekten mutluyuz. Şimdiye kadar dergimizi diğerlerinden ve sıradan sektör haberlerinden ayıran en önemli noktanın röportajlarımız olduğu ile hep gurur duyduk ve ana sanayimizin önemli yöneticileri röportajlarını sadece bize verdiler. Ülkemizi ve diğer ülke tecrübelerini genellikle ana sanayi gözüyle görme fırsatı bulduk. Bu sayımızda ilk defa global bir tedarikçi gözüyle ülkemizi, yan sanayimizin başarısını okuma fırsatı bulacaksınız. Sabaf firması yeni üyemiz olması itibariyle bu röportajı yapmak istedik ve kendi talepleri ile de İtalya Merkez’deki CEO’ları Sayın Alberto Bartoli bize tüm samimiyeti ile bu röportajı verdi. Değerli zamanlarını bizlere ayırdıkları için teşekkür ediyor, önemli mesajlar içeren yazımızı ilgilerinize sunuyoruz.

Sayın Alberto Bartoli, bize kısaca kendinizden ve bu zamana dek geçen iş yaşamınızdan bahseder misiniz?

Üniversiteden mezun olduktan sonra bir süre finansal denetçi olarak çalıştım, sonrasında birkaç endüstriyel şirkette CFO olarak görev yaptım. 1994 yılında ise CFO olarak Sabaf’a katıldım. Mayıs 2012’den bu yana ise Sabaf’ta CEO görevini yürütüyorum.

Başarınızın sırrı nedir? Çalışma şekliniz ve ilkelerinizden bahseder misiniz?

Bence başarı tanımlanması güç bir kavram ve ben kendimi başarılı birisi olarak tanımlamıyorum. Etik, profesyonellik, dürüstlük ve saygı kişisel olarak önem verdiğim konular ve hem çalışma hem de gündelik hayatıma bunları yansıtıyorum.

Sabaf’ın kurumsal kimliği hakkında bilgi verir misiniz?

Sabaf’ı tipik bir İtalyan şirketi olarak tanımlayamayız. Şirket başkanımızın vizyonu sayesinde daha 1990’lardan itibaren Sabaf, diğer aile şirketlerinden farklı şekilde yapılandırılmıştır. Sabaf’ı şirketin sahibi olan aile büyükleri değil de profesyonel yöneticiler yönetmektedir, bu sayede yöneticiler birbirlerinin uzmanlığından ve profesyonelliğinden yararlanabilmektedirler. Sonraki yıllarda İtalyan borsasında da işlem görmeye başlayan şirket daha modern bir yapı kazanmış ve dünya piyasalarına açılabilmiştir. Tüm bu yıllar boyunca sadece kaliteli ve yenilikçi ürünleri ile değil müşterilerine sunduğu yüksek hizmet seviyesi ile de tanınan saygın ve güvenilir bir organizasyon oluşturmaya çabaladık.

Sabaf Türkiye’ye ve Türkiye Sabaf’ın globalde durduğu yere göre, yönetim şemasına ilişkin bilgi verir misiniz?

Manisa’daki tesisimiz halen çok yeni, ancak tesis yapısı yine de oldukça yalındır. Tesisin başında Onur Yılmaz var, kendisi oldukça yetenekli bir yönetici ve ilk beş yılında önce İtalya’da genel merkezde görev aldıktan sonra ülkesine dönüş yaptı.

Sabaf’ın Türkiye yatırımlarının hikayesine ilişkin bilgi verir misiniz?

Türkiye, Sabaf için hep çok önemli bir pazar olmuştur. Türk ekonomisinin son yıllardaki büyümesi ve Türk nüfusunun genç ortalaması büyük bir yeni konut talebi yaratıyor, bu da beyaz eşyaya yönelik talebi artırıyor. Bu talebe yetişmeye çalışan piyasadaki hem yerli hem de Avrupalı üreticiler daha kaliteli gaz valfleri ve yanıcılar arayışındaydı ve bunun için de ana tedarikçi olarak Sabaf’ı tercih ettiler.

Yakaladığımız önemli satış hacmi, geleceğe dönük büyüme beklentileri ve yerel üreticilerin Sabaf ürünlerine yönelik teslim süresinin kısaltılması talebini göz önünde bulundurarak, Brezilya’daki fabrikamızın ardından İtalya dışındaki ikinci tesisi Türkiye’de açmaya karar verdik.

Önümüzdeki süreçte Türkiye ve globalde büyüme hedef ve amaçlarınıza ilişkin bilgi verir misiniz?

Sabaf, özellikle Avrupa ülkeleri dahil birçok bölgeyi etkileyen mevcut olumsuz ekonomik durum ile mücadele etmektedir. Türkiye kesinlikle küresel krizin daha az hissedildiği birkaç ülkenin arasında. Geleceğe dönük olarak ülkenin potansiyeline büyük inancımız var. Diğer yandan, Çin ve Hindistan gibi yüksek potansiyelli diğer pazarlar ile de ilgileniyoruz.

Beyaz eşya sektörünün gelişimini değerlendirir misiniz?

Beyaz eşya sektörü büyük değişim içerisinde. Üretimin yeni yoğunlaşma alanları ve yerelleştirilmesi şu anda sektörün karşı karşıya olduğu konuların başında geliyor. Bir zamanların lider bölgesi Avrupa, oldukça zor günler geçiriyor. Öte yandan eski ve yeni gelişmekte olan pazarlar ise sektördeki davranışları yeniden şekillendiriyor. Nihai kullanıcıların harcama ve kullanma alışkanlıkları da değişiyor. Küresel sektörün yeni durumu anlaması ve kendisini buna göre uyarlaması biraz vakit alacaktır. Ancak, sanırım bu zorlu dönem sektördeki en iyilerin geleceğin kilit oyuncuları olmasına yardım edecektir.

Türkiye’ye yatırım yapmanın avantajları hakkında bilgi verir misiniz? Türkiye’ye yatırımı diğer global ana sanayi ve tedarikçilere de önerir misiniz, görüşmelerinizde öneriyor musunuz?

Bize göre Türkiye yatırım için harika bir pazar ve kesinlikle diğer yatırımcıların bizi takip etmesini tavsiye ediyoruz. Girişimciler en çok uzun bürokratik süreçlerden çekiniyor. Ancak, biz Türkiye’de neredeyse Avrupa standartlarında yönetmeliklere ve kurallara sahip olan ve tabii ki bunlardan taviz vermeyen yatırımcı dostu bir bürokrasi ile karşılaştık.

Manisa’da aynı zamanda gelişmiş altyapı hizmetleri, yetenekli iş gücü ve yatırım teşviklerinden sonuna kadar faydalanıyoruz, ki bunlar ülkeyi cazip bir pazar haline getiriyor. Ülkedeki mevcut müşterilerimiz, önemli satış hacmimiz, piyasadaki deneyimimiz ve İtalya’ya lojistik yakınlığımız sayesinde yatırım sürecimizin daha kolay geçtiğini belirtebilirim.

Sabaf, üretmiş olduğu ürünlerle dünyada söz sahibi olan, uluslararası başarılara imza atmış bir tedarikçi. Hangi firmalara hizmet veriyorsunuz?

Türkiye’de gazlı pişirici cihaz üreticilerinin neredeyse hepsine üretim yapıyoruz. Müşterilerimizden bazıları şunlardır: ARÇELİK, VESTEL, BSH, CANDY SÜSLER, SIMECO, PLASFORM, SİMFER.

Bu firmalar içinde dünyada söz sahibi olan Türk firmaları da yer alıyor, Arçelik, Vestel gibi; Türk firmaları ile diğer firmalarla çalışma arasında farklar var mı? Karşılaştırmanızı rica edebilir miyiz?

ARÇELİK ve VESTEL, Sabaf Grup’un uzun süredir ilişki içerisinde olduğu iki stratejik müşterisidir. ARÇELİK ve VESTEL ile olan önemli ve artan iş hacmimiz de yatırım kararımızı almada etkili olmuştur. Bu şirketler Borsa İstanbul’da işlem gördüklerinden, Türkiye içinde ve dışındaki birçok firmadan daha şeffaf yapıya sahiptir. Her zaman için profesyonel yöneticiler bu şirketlerde görev yaptığından profesyonel tavırlar sergileyen deneyimli ve yetenekli kişiler ile iş yapıyoruz.

Her iki şirket de Ar-Ge faaliyetlerine ve yeni ürün çalışmalarına önem veriyor. Bu şirketlerin patent başvuru sayısı ve çıkardıkları yenilikçi ürün portföyüne bakıldığında birçok emsalinden önde olduğu görülmektedir. Yenilikçilik ve Ar-Ge yatırımı Sabaf’ın da temel yetkinliklerinden biridir. Bu ortak özellikler sayesinde ARÇELİK ve VESTEL ile ilişkilerimizin daha sağlam olduğunu düşünüyorum.

Beyaz eşya sektörünün Türkiye’de geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu gelişmede Sabaf nerede duruyor? Biliyorum ki İtalya’dan sonra Brezilya ve Türkiye’de fabrikalarınız var, bir de Çin’de açılacak sanırım? Türkiye’de bir ışık görmüş olmalısınız? Anlatır mısınız?

Türkiye’nin beyaz eşya sektöründeki ivmelenmesi gerçekten etkileyici. Yıllık 25 milyon adetlik üretim kapasitesi ile Türkiye, Avrupa’nın en büyük beyaz eşya üreticisi konumuna yerleşti. Üretim teknolojisi, ürün gamı ve yönetmelikler Avrupa’ya oldukça benzerlik gösteriyor. Zaten Avrupa Birliği bölgesi de Türkiye’nin en büyük ithalat pazarı konumunda.

Tüm sektörlerde ana sanayinin büyümesini desteklemek üzere güvenilir tedarikçilere ihtiyaç duyulmaktadır. Esasen, yan sanayi ana sanayinin gelişimi için hem fırsatlar yaratabilir hem de sınırlar çekebilir. Sabaf, müşterisi ile yan yana ilerler, birçok alanda onlara destek verir ve en nihayetinde de onlarla birlikte büyür. Bizler de Türkiye’de tanık olduğumuz sektör büyümesinden payımızı alıyoruz. %50’nin üzerindeki pazar payımız da bunu kanıtlıyor.

Türk müşterilerimiz ile yürüttüğümüz sağlam ilişkilerimiz hem geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor hem de yatırım kararımızın ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Hedeflenen ürün hacimlerine ulaşmamızın ardından Türkiye’ye yatırım yapmak Sabaf için kaçınılmazdı.

Üretim yüzdelerinizi bu fabrikalarınız bazında öğrenebilir miyiz? Üretiminizin yüzde kaçı Türkiye, yüzde kaçı Brezilya, yüzde kaçı İtalya’da?

Sabaf’ın 30 Haziran 2013 tarihli altı aylık raporuna göre satış yüzdeleri İtalya, Türkiye ve Güney Amerika’da sırasıyla %35, %16 ve %17 olarak gerçekleşti.

Sabaf borsaya da açılmış, marka olabilmeyi başarmış bir tedarikçi. Şirketinizin marka stratejisine ilişkin bilgi alabilir miyiz?

Daha önce belirttiğim gibi, borsada işlem görmek büyük bir fırsat, ancak bu aynı zamanda bazı güçlükleri de beraberinde getiriyor. Üç aylık raporlar vermek ve çok şeffaf bir yönetime sahip olmak gibi yükümlülükleriniz oluyor, ancak diğer taraftan da küresel marka farkındalığınızı artırabilir ve dünya sermaye piyasalarına erişerek inovasyon çalışmalarına odaklanabilirsiniz.

Şirket olarak globalde ve Türkiye’de hedeflerinizi öğrenebilir miyiz? Bu konudaki çalışmalarınıza ilişkin bizleri biraz aydınlatır mısınız?

Global ölçekte konuştuğumuzda farklı pazarlar arasında büyük farklar olduğundan hedeflerimiz de pazar koşullarına göre değişmektedir. İtalya ve Batı Avrupa’da Sabaf ürünlerini farklılaştırma ve enerji verimliliğine daha çok odaklanarak yapısal sorunlar yaşayan piyasada yerini korumayı hedefliyor. Bu bağlamda yeni ürün gamları geliştirdik.

Doğu Avrupa ve Türkiye’de ise Sabaf piyasanın üst segmentinde yer almakta ve büyüme için fırsatları yakalama hedefindedir. Türkiye’de açtığımız fabrikamızı bu bağlamda değerlendirebiliriz.

Orta ve Güney Amerika’da düzenleyici standartların artırılması ihtimali bizim için önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Türkiye’deki fabrikamız özelinde konuşursak yeni ticari ilişkilerimiz piyasadaki liderliğimizi sağlamlaştıracaktır. Rusya, Doğu Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu gibi ülkelere ulaşmak için Türkiye ideal pazardır. Bu pazarlardaki varlığımızı güçlendirmek için Türkiye’deki fabrikamızdan fazlasıyla yararlanacağız.

Bu gelişmeler yoğun çalışma ve paranın yanında daha da önemli olarak kaliteli insan kaynağına bağlıdır diye düşünüyorum. İnsan kaynakları stratejilerinize ilişkin bilgi alabilir miyiz?

Çalışanlarımız şirketimizin çekirdeğini oluşturur. Bireysel yetkinlikleri ve deneyimi olmadan bir şirket içi boş bir kutu gibidir. Sadece yeni üretim makinelerine değil insan kaynağımıza da büyük yatırım yapıyoruz, çünkü gelecekteki başarımız ya da başarısızlığımız onların elinde.

Yüksek standartta verimli ürünler üretiyorsunuz. Sizi diğer rakiplerinizden ayıran ürünleriniz ve öne çıkaran özellikleriniz konusunda bilgi alabilir miyiz?

Sabaf en başta kaliteli gazlı valfleri ile tanınmaktaydı, daha sonra termostatlarımız geldi ve 80’lerin ortasından başlayarak ise yanıcılar üretmeye başladık. II. Seri yanıcılarımızı piyasaya sürdüğümüzde tüm dünyanın ilgisini çektik ancak ürün maalesef tüm dünyada da fazlasıyla kopyalandı. Üçlü halka yanıcılarımız ise sektörü tamamen değiştirdi. Bir ürünün arkasındaki ve içindeki kaliteyi kısaca açıklamak pek kolay değildir: Ar-Ge’den üretime, laboratuvar testlerinden üretim makinelerine, yapılan yatırıma ve satış sonrası servise kadar her şey toplam kalite sunumunu oluşturmaktadır.

Ar-Ge faaliyetlerinizden söz eder misiniz? Ar-Ge çalışmalarınızda çalışmakta olduğunuz ana sanayiler ile birlikte mi çalışıyorsunuz, projelerinizi nasıl yürütüyorsunuz?

Ar-Ge ekibimiz aynı anda hem ürün üzerinde hem de o ürünü üretecek makine üzerinde çalışır. Bu, rakiplerimize kıyasla bize maliyet ve verimlilik avantajları yaratıyor. Projenin farklı safhalarında da müşterilerimiz ile işbirliği yapıyoruz. Bazı durumlarda bu işbirliği çok daha derin olabiliyor, özellikle de o müşteriye özel bir ürün üretiliyorsa. Zaman zaman bu temas daha kısa olabilir ancak her halükarda müşteriler nihai piyasanın gerekliliklerini daha iyi bildiklerinden bu işbirliği bizim için çok önemlidir.

Türkiye ile yurtdışı beyaz eşya yan sanayiini karşılaştırır mısınız?

Türkiye bugün Avrupa’nın en büyük beyaz eşya tedarikçisi olduysa bunda yan sanayinin katkısı yadsınamaz. Yan sanayi ve ana sanayi birbiri ile yakın ilişki içerisindedir. Tedarikçilerine bakarak bir şirketin seviyesini, müşterilerine bakarak ise bir tedarikçinin seviyesini hemen anlayabilirsiniz. Bildiğimiz farklı ülke piyasaları ile kıyasladığımızda Türkiye beyaz eşya yan sanayisi daha gelişmiş bir konumdadır ve verimlilik seviyesi de oldukça yüksektir.

Türkiye Sabaf olarak yeni üyemiz oldunuz. Sizleri aramızda görmekten mutluyuz. BEYSAD’ın bir benzerinin daha dünyada olmadığı söyleniyor, siz Türkiye dışında bizim yapımıza benzer başka bir Dernek ya da sivil toplum kuruluşuna üye misiniz? BEYSAD’la ilgili görüşleriniz ve BEYSAD’dan beklentileriniz nelerdir?

İtalya’da 2002’den bu yana CECED (Avrupa Beyaz Eşya Üreticileri Komitesi) üyesiyiz. Beyaz eşya üreticileri ve tedarikçileri bu örgüt çatısı altında biraraya gelmektedir. Türkiye’nin de önemli bir yan sanayisi var ve bu sektörün halen de büyük bir büyüme potansiyeli mevcut. Yan sanayinin profesyonel bir yapı bünyesinde organize olması da oldukça dikkate değer. BEYSAD’ın yarattığı platform vasıtasıyla sektördeki ortak sorunları ve ihtiyaçları dillendirmeyi umuyoruz. Enerji verimliliği gibi güncel konuları tartışmak üzere proje ekiplerinin kurulması da ilginç bir fikir olabilir diye düşünüyorum. Bu tür çalışmalara Sabaf olarak katılmaktan memnuniyet duyacağımızı belirtmek isterim.

 
     
  BEYSAD Beyaz Eşya Yan Sanayicileri Derneği © 2011 Tasarım: DF